KARNAVAL
O it oðlu itin yaptýklarý, yani Hasan'ýn paçasýna septirme iþinin üzerinden birkaç hafta geçmiþ! Hasan yavaþ yavaþ bu iþi unutur olmuþtu. Yani bu olayýn geçtiði o günün sonrasý, Hasan yüreðinin bir yerlerinde hem o finonun sahibi yaþlý kadýna, hem de diðer Almanlara karþý bir
yarý kýrgýnlýk hissetmiþti, ama günler birbirini kovaladýkça, olayýn etkisi de yön deðiþtirmiþ,
Hasan tüm suçu Alman finosuna üstüne yýkýp, iþin içinden kolayca sýyrýlmýþtý. Böylece Al-
manlara karþý duyduðu hafif yollu kýrgýnlýk, fino düþmanlýðýna dönüþmüþtü!.. Bundan böyle
Hasan, büyük, küçük demeden, tüm köpeklere, özellikle de Alman finolarýna karþý savaþ ilan ediyordu!..
Hasan yine kahvedeki her zamanki yerine tünemiþ, herkese tepeden bakarak veryansýn
ediyor!.. Almanya'yý, Almanlarý övüyor!.. göklere çýkarýyordu. Uzun süren bu nutkunun
sonunu, döndürüp dolaþtýrýp Alman köpeklerine getirdi... Kahvedekiler Hasan'ýn bu tür nutuklarýna alýþýktýlar, bu nedenle ilgi azdý. Ama söz köpeklere gelince iþ renkleniyor ilgi artýyordu, çünkü bu bölüm Hasan'ýn repertuarýnda yeniydi...
Hasan sesinin tonunu biraz daha gürleþtirerek: "Bu adamlarýn tek beðenmediðim yan-
larý, þu köpekleri. Bu itlere nasýl oluyor da bu denli önem veriyorlar? Onlarý nerdeyse insan-
lardan daha fazla seviyorlar bu bir? Ikincisi de, bu irili, ufaklý mahluklarý evlerinin neresinde barýndýrýyorlar?.. Gerçekten merak ediyorum!"
Hasan'ýn bu son zamanlarda köpeklere karþý aldýðý tavýr, kahvedekiler için kocaman bir gýrgýr konusuydu! O sözünü bitirince yine bir gýrgýrdýr, laf atmadýr baþladý! Uzun süren kuru
gürültü ve gülüþmelerden sonra, Mehemet:"Hele þükür! beyimiz güç de olsa sonuçta, Alman-
larýn eleþtirecek bir yanýný buldu(!) Sende hayli ilerleme var oðlum! Hele bir yol zorla kendi-
ni, çýkar þu inek gözlüklerini gözünden! daha neler göreceksin neler, ne itler, ne itlikler!..
Ne maydanozlu köfteler!.."
Mehmet'in bu yarý kýzgýn, yarý þakayla karýþýk sataþmasý, ortalýðý yeniden kýrýp geçirdi.Hasan baktý ki, iþin tadý kaçtý, kaçýyor:"Durun dinleyin!" diye bir kaç kez yutkundu, baktý ola-cak gibi deðil, kimse dinlemiyor. Kahkahadan ortalýk kýrýlýyor!.. Sinirlendi! kalktý, çeketini
alýp kahveden çýktý.
Horten, Almanya'nýn binlerce alýþveriþ maðazalarýndan biri. Binlerce þubesi olan kocabir dünya. Horten'Ý gezmek, içini dolduran türlü çeþitli eþyalarý seyretmek, eletronik icatlara
bakmak, Hasan'ýn çok hoþlandýðý bir eðlenceydi. "Gerçi adam bu güzelim eþyalarý görüp de
alamayýnca üzülüyor, ama neylersin issizlik düþman baþýna!.. Burda da, ülkede de yerimiz
ayný, yoksuluz iþte! Gün ola harman ola! gün gelir biz de bir baltaya sap olursak, iþte o zamandilediðimiz her þeyi alýrýz." diye dertlenirdi hep Hasan.
Karnaval yaklaþýyordu. Hasan, Düpsseldorf'taki Horten'e daha sýký uðrar olmuþtu.
Aklý, fikri gözüne kestirdiði þu kovboy giysilerindeydi. çocukluk düþüydü, hep filmlerdeki
kovboylar gibi giyinmeye can atýyordu. Hazýr karnaval da gelip çatmýþ, tam bir fýrsattý bu.
Bundan yararlanýp o da karnavala katýlabilirdi. Tek bir aksilik, þu beðendiði kovboy kýyafeti-
nin fiatý bir türlü düþmüyordu... Hasan kararlýydý. Ne pahasýna olursa olsun, yarýna kadar sab-
redecek, fiatý yine düþmezse, üçyüz altmýþ DM.'yi gözden çýkarýp bu elbiseyi alacaktý.
Uzun bir süredir aynanýn karþýsýna asýlýp kalmýþtý. Bir türlü aynadan kopamýyordu...
Hayýmda tek kiþilik ufak bir odada yatýp, kalkýyordu... çöpten alýp getirmiþti bu aynayý. Irice bir þeydi. Vaktinin çoðunu bu aynanýn karþýsýnda geçiriyordu. Saatlerce taranýr, süslenir, Al-
man sarýþýnlarýna fiyakalý görünmek için çýrpýnýr dururdu... Bilirdi ki, bütün bu çabalarýna
raðmen, o hiç bir zaman, bir Alman kýzýnýn gönlünü çelemeyecek... yine bilirdi ki, Almanya'-
da Almancasý olmayan bir hiç!.. Hasan'ýn Almancasý, Almanlarýn da duygularý olmadýðýna
göre..!
Türkiye'de olsa bakýþlarýyla konuþur, anlaþýrdý kýzlarla. Almanlar böyle bir dilin varlý-
ðýndan haberdar deðillerdi galiba!.. Hala aynanýn karþýsýndaydý. Oysa çoktan kahvede olma-
lýydý. Kahvedekilerden bir kaçýnýn gönlünü çeler de, birlikte karnavala götürürse...
Giysiler çok yakýþmýþtý. Amerikalý kovboylardan bir farký yoktu. Her þey tam dört
dörtlük... Silahlar, çizmeler, yalnýz þapka biraz sakarcaydý!.. Hasan'ýn en büyük özelliði saçla-
rýydý. Kývýr kývýr simsiyah saçlarý... Onlarýn kapanmasýný istemiyordu. Sonunda buna da bir
çare buldu. Kovboy sapkasýný:"þöyle bir enseden aþaðý... Robert Taylor gibi düþürdün mü,
iþte bu iþ de bal gibi oldu!..
Kahveden içeriye daha adýmýný atmýþtý ki, görenler aldýlar Hasan'ý makaraya! Her aðýz-
dan bir ses çýkýyordu... Hasan'ýnsa bunlara ayýracak vakti yoktu. Onun niyeti baþkaydý.
Sonunda aradýðýný bulan birinin mutluluðuyla o masaya doðru yürüdü... Kahvenin dip tarafla-
rýna rastlayan bir masada Mehmet, Bedir Abi ve iki kiþi daha kaðýt oynuyorlardý. Anlaþýlan
iddialý bir oyundu! Bir yýðýn da seyirci vardý masanýn çevresinde. Masadakiler oyuna öylesinedalmýþlardý ki, Hasan'ýn geldiðini farketmediler bile... Hasan, Mehmet'Ý kan, ter içinde kaðatlara yumulmuþ yakalayýnca çok sevindi. Tam da sýrasýydý, þu kendini beðenmiþ, aðzýný her aç-
týðýnda: Emperyalizim, asimilasyondan baþka söz bilmeyen adama, iyi bir oyun oynayacak,
bir taþla iki kuþ birden vuracaktý!.. Hasan böylece hem içindeki birikmiþ hýncý alacak, hem
de biraz arkadaþlarý güldürecekti!.. Yavaþça Mehmet'in solundan yanaþtý! çevik bir hareketle, tabancalarý kýnýndan fora etti! Mehmet'in kulaklarýnýn dibinde, havaya doðru barutu patlatý-
verdi!.. Mehmet silah sesiyle birlikte:"Vay yandým anam!"la karýþýk kendini yüzükoyun yere
atýverdi... þimdi Mehmet demin oturduðu sandalyeyi kendine tam siper yapmýþ, yerde yatar
vaziyette!..
Diðerleri de korkmuþtu, ama barut Mehmet'in kulaklarýnýn dibinde patladýðýndan, en çokda o paniklemiþti!.. Ilk þaþkýnlýk aný geçip de! Mehmet'Ý öyle tam siper yerde; Hasan'ý da silah elde baþýna dikilmiþ:"Kýbýrdama lan, yoksa yakarým!" deyiþi... kahvedekileri yeni baþtan kýrýp geçirdi! Hepsi kasýklarýný tuta tuta gülüyordu!.. Hasan memnundu. Istediði olmuþtu...
"Biz çok silah patlattýk!.. Sýcak savaþ alanlarýndan geliyoruz, savaþ alanlarýndan!" diye her
defasýnda böbürlenen Mehmet'Ý, yalancý barutla yerlere yatýrmýþtý!..
Olayý en geç kavrayan Mehmet'ti... Yerden kalktý, sandalyesini düzeltirken:"Bu senin
yaptýðýna eþþek þakasý derler! Az kalsýn kulaðýmýn zarýný patlatacaktýn!" diyerek bozuntuya
vermeden sandalyesini çekip oturdu... Aslýnda böyle birden bire paniklediði için de, doðrusu
çok utanmýþtý!..
Hasan:"Ya iþte öyle, senin kahramanlýk dediðin bu mu? Yiðitlik öyle atýp tutmaya gel-miyor. Yalancý barut bile adamý böyle yerlere serer..." Hasan hem konuþuyor, hem de demin
Mehmet'in yerdeki aldýðý vaziyeti taklit ediyordu... "Hani nerede kaldý senin keskin devrimci-
liðin? diyecekti, Mehmet sözünü bitirtmedi Hasan'a... "Ne o! bu ne kýyafet? Bu defa da coni
amcana mý özenti?.." Dur bakalým oðlum, kýskanma! þu gördüðün kýyafet, tam tamýna üçyüz-altmýþ Doçe Mark..." Iþte Aptallýðýný kendin söylüyorsun! ancak senin gibi sivri zekalýlar böy-
le acaip þeylere para verir. Aptallar olmasa! akýllýlara gün doðar mý hiç? Deðil mi arkadaþ-
lar?.." Mehmet kendine destek arýyordu... Hasan'sa istediðini elde etmenin çalýmý içinde, artýkburaya takýlýp kalmak niyetinde deðildi. Elinin tersiyle Mehmet'in konuþmasýný keserek:
"Arkadaþlar býrakýn siz þimdi bu herifin patavatsýzlýðýný da! benimle karnavala gelen var
mý?.."
"Ne seninle mi..? Hem de bu kýyafetle öyle mi?.. Burada aklýný peynir ekmekle yiyen
senden baþka kimseyi görmüyorum!" diye atýldý Ali... "Ulan seni deli diye týmarhaneye týkar-
lar da, sonra hiçbirimiz kurtaramayýz!.." Bedir Abi de kýzmýþtý:"çýkar onlarý üstünden, Alman finolarýna dönmüþsün!" deyince, Hasan sanki kaba etine iðne batýrýlmýþ gibi birden irkildi!..
"Yoksa..!" diye içinden geçirdi. Bunlardan biri, o finonun yaptýklarýný görmüþ müydü?..
Bu imkansýzdý! Zaten böyle bir þey olsa, bir daha asla kahveye adýmýný atamazdý. Böyle bir
konunun alayýna dayanamazdý...
Mehmet'in:"Hadi çekil git baþýmýzdan da, þu oyunumuzu bitirelim!" demesine Hasan, bircan simidi gibi sarýldý... "Sizi gidi miskinler sizi! kokuþun bakalým þu pis dumanlar arasýnda,
kârýnýz ne olacak?" diyerek kapýyý çekip çýktý.
Karnaval çoktan baþlamýþtý... Türlü renkte giysileriyle, adeta bir insan seli! Sokaklar
boydan boya insanlarla týklým týklým... Eli yüzü boyalý, maskeli, maskesiz mahþeri bir kalaba-
lýk!.. çevrede de bir o kadar seyirci... Yiyip içiyor, çalýp eðleniyorlar. Kýsacasý inanýlmaz bir
çoþku!..
Hasan bir süre olanlarý uzaktan izledi. Nedense caný sýkýlmýþtý. Her halde kahvedeki tepki-
ler yeni yeni etkisini gösteriyordu. Hepsi Hasan'a karþýydý. Arkadaþlarýnýn sürekli haksýz eleþ-
tirileri, sýnýr tanýmayan þakalarý..! Böyle yalnýz kaldýðý zamanlar için için yüreðini burkuyor-
du. Hele bu gün Bedir Abi'nin de onlara katýlmýþ olmasý, gerçekten üzücüydü! Oysa Bedir
Abi'ye karþý Hasan'ýn sevgi ve saygýsý çoktu...
þeytan giysili, maskeli bir grup Almanca þarkýlar söyleyerek önünden geçti. "Bizim kahvedekiler de, týpký bunlar gibi birer þeytan, insaný mutsuz ediyorlar!.." diye geçirdi içinden..."
Sonra da yüksek sesle:"Topunun caný cehenneme! ben buraya eðlenmeye geldim." diyerek birkaç kadeh bira içmek için, geçit alanýnda satýþ yapan seyyar büfelerden birine yanaþtý...
Kadehleri birbiri ardýnca boþalýnca, etkisini çabuk gösterdi. Hasan'ýn keyfi yerine gelmeye baþladý... "þu Almanlar bunca neþeyi neye borçlu þimdi daha iyi anlýyorum?.. Zýkkým, þiþede durduðu gibi durmuyor ki!.." Bir kaç kadeh daha devirince cesareti daha da artý. Tam o sýrada kedi giysili bir kýz önünden geçti... "Miyav!.." diye, laf attý. Kýz döndü Hasan'a baktý, güldü.
Bu olay Hasan'ý daha da neþelendirdi. Artýk o da, geçit törenine katýlabilirdi, ama bir engel
vardý! Önce kendine uygun bir grup bulmalýydý...
Hasan bir süre geçit törenine gruplarýn yan tarafýnda yürüyerek katýldý... Buraya felekten bir gün çalmak için gelmiþti...
Nihayet sonunda aradýðýný buldu. Bu kadýnlý erkekli kýzýlderi giysili bir gruptu. Dört
dörtlük bir kýzýlderili kabilesi. Önde tamtamlarý; çoluk çocuk, oklu, baltalý, yarý çýblak!.. Yüz-
lerindeki boyalardan savaþa gittikleri besbelli!.. Hasan"hah!.. tamam bu grup bana uygun,
gerçi filmlerde kýzýderilerle, kovboylar pek dost deðiller, birbirlerinin kafa derilerini yüzmek
için fýrsat kolluyorlar, ama bu film icabý, rol gereði olmalý" dedi ve daldý aralarýna!.. Önceleri her þey yolunda gitti... Hasan da gruptan biriydi þimdi...
"Hay aksilik!.."þu sakallý kýzýlderili Almanýn muzurluðu da olmasaydý!.. Sakallý kýzýlderiliHasan'ýn grubun davetsiz misafiri olduðunu hissedince, gýrgýr olsun! diye, Hasan'ýn çevresinde kýzýlderili dansý yaparak dönmeye baþlamaz mý!.. Bu oyun diðer sarhoþ Almanlarýn da hoþunagitmiþ olmalý ki, onlar da bu dansa katýldýlar!.. þimdi Hasan kovboy giysileriyle orta yerde,
kýzýlderili giysileriyle sarhoþ Almanlar çevresinde dans ediyor!.. Tamtam seslerine karýþmýþ,
bir baðýrtý, bir çaðýrtý!.. Arada bir plastik baltalar, mýzraklar Hasan'ýn orasýna burasýna..!
Hasan biraz sýkýlýyor, ama olsun altý üstü þaka! Hem oyuna giren kol kaldýrýr! Hasan da çakýr-keyf, katýlmýþ bu oyuna. Dýþardan izleyenlerse, bu oyunlarý geçit töreninin bir parçasý sanýyorlar. Sahne çok komik!.. Siyah saçlý bir kovboy, çevresinde sarý saçlý kýzýlderililer!.. Hasan bir ara sýyrýlýp çýkmak istiyor, nafile Almanlar oyuna ýsýnmýþ bir kere býrakmak niyetinde deðil-
ler. Hepsi çakýrkeyf!.. Bir ara bir Alman þakayý biraz azýtýyor! Plastik býcaðýný çekip Hasan'ýn üzerine yürüyor!.. Istiyor ki, oyun biraz gerçeðe uysun... Hasan'ýn kafa derisini yüzsün!.. Deli herif! bununla kalsa, bir de Hasan'ýn burnunu ýsýrmazmý!.. Artýk iþin lamý cimi yok! Iþ þaka-
dan çýkýp, kakaya dönüþüyor!..
Hasan burnunu kemiren sarhoþ Alman'ý þöyle bir hafif yollu itekliyor, adam sendeliyor,
gidip ötekilere çarpýyor! Onlar da aman düþmesin telaþýnda!.. Hasan bu fýrsattan yararlanýp
sýyrýlýyor aralarýndan.
Almanlarýn sulu þakalarýndan, giysisi yer yer boya ve ýslak içinde!.. Hasan aldýrmýyor
bunlara, daha büyük bir zarardan kurtulmanýn sevinciyle, geçit alanýna kurulu türbündeki bir
kanepeye, insanlarýn arasýna geçip oturyor.
þirket arabalarý birbiri ardýnca sýralanmýþ geçiyorlar. Ne de çoklar!.. Demek Almanya'-
ya tümden bu þirketler, tekeller eðemen. Ya devlet..! "Tekeller devlet oluyor" demek!..
Hasan:"Kim bilir kaç milyon harcanýyordur bu eðlenceler için? dedi... Bu törenler irili
ufaklý Almanya'nýn her þehrinde yapýlýyordu... Tonlarca þeker dökülüyordu sokaklara. çoðu
yerlerde kalýp eziliyor, boþa gidiyordu...
Hasan düþünüyordu, þimdi þu yerlere saçýlan þekerler: Hindistan'a, Afrika'ya gönderilse
oradaki çocuklar ne kadar çok mutlu olur, Alman amcalarýna ne kadar çok minnettar kalýrlar-
dý!..
Hasan bu tür düþüncelerden sýyrýlmak istiyordu. Korkuyordu bu tip düþüncelerden! çün-
kü bu düþünceler ona ait deðildi... Asimilasyon Mehmet'in, Bedir Abi ve diðerlerinindi... Evetçoðu yerde haklýydý bunlar, Hasan'sa bu adamlarýn haklý çýkmasýný istemiyordu. O zaman
kendi düþünceleri, kendi savunduklarý boþa gidecekti. Oysa o Almanya'yý, Almanlarý çok
seviyordu!..
Süngerler, balonlar, oyuncak bebekler... bir sürü þey atýlýyordu izleyenlerin üzerine.
Almanlar antrenmanlýydý, arabalardan atýlanlarý daha havada kapýyorlardý!.. Hepsi Hazýrlýklý
gelmiþlerdi... Bez torbalarý, sýrt çantalarý... Ellerindekiler daha þimdiden yarý yarýya dolmuþtu.
Hasan da özendi bu atýlanlardan kapmak istedi, ama baþaramadý. Havada yakalayabilmek için deneyimli olmak gerekiyordu... çaresiz yere saçýlan þekerlerden bir iki tane alýp, aðzýna at-
tý...
þimdi de, ünlü bir gazetenin reklâm arabasý, mini etekli güzel kýzlarýyla geçiyordu. Heleiçlerinde birisi vardý ki, ne demeli?.. Tam bir içim su!.. Hasan tüm olumsuz düþlerinden sil-
kindi birden!.. þu kýzla en azýndan göz göze gelmeliydi! Bunun için bir þeyler yapmak gereki-
yordu. Bir iki kez el salladý, olmadý!.. O da Almanlar gibi tüm gücüyle:"Hallavooo!..
Hallavoo!.." diye baðýrdý!.. Nihayet kýz onu duymuþtu!.. göz göze geldiler. Bu bir anlýk
bakýþmada, Hasan erir gibi oldu! Bir þeyler yapmak için çýrpýndý!.. Kýzý taþýyan araba aðýr aðýrönünden geçiyordu!.. Sonunda eliyle þeker atmasýný iþaret etti... Kýz bir avuç dolusu þekeri vargücüyle Hasan'a doðru fýrlattý! Hasan uzakça bir yerde oturuyordu. Hamle yaptý! bu defa bir-
kaç þekeri havada yakalamayý baþardý, ama: "Hay aksi hay!.. þekerlerden biri olanca hýzýyla
gelip Hasan'ýn burun kemiðine çarpmazmý!.. Hasan bir: "oy yandým anam !" çekti...
Caný çok yanmýþ, gözlerinden alev gibi yaþ boþanmýþtý... Uzun bir süre iki eli yüzüne
kapalý, öylecekala kaldý!..
Gözlerini açtýðýnda mini etekli kýzýn bindiði araba çoktan uzaklaþmýþtý!..
Hasan:"yok!" dedi... "Bu günden bize hayýr yok!.. En iyisi hayýma gidip soyunmalý, sonra da kahvenin yolunu tutmalý..."
04.03.1981
Düsseldorf
Erol Yýldýrým
|