Eylemin Günlüğü
Geçenlerde küçük Eylem,
anneciğim diyordu.
Niçin balonlar özgür değil?
Uçurtmaları neden iple bağlıyorlar?
Bahçede minnoşu zincire vurmuşlar.
Kuşları neden kafeslere koymuşlar?
Sirklerde aslanlar köle,
bir sağa bir sola kırbaçlanıyorlar!..
Kim çizdi bu sınırları?
Boydan boya dikenli teller,
mayın tarlaları…
Türk, Kürt, Arnavut, Alman
Karmaşık bir bilmece,
tek başıma düşündüm,
çözemedim günlerce.
Oysa sen hep beni över,
çok akıllı kızım derdin…
Evet anneciğim,
televizyonda izledim.
Hani şu, siyah yüzlü,
karınları şiş, gözleri çukur,
elleri ayakları kocaman
çocuklar var ya!..
Sinekler yüzlerine gözlerine
bir konup bir göçüyor ya!..
İşte o çocuklar,
bir bir, art arda sokaklarda
açlıktan ölüyormuş!..
Anneciğim, yalvarırım!..
Yumurtamın yarısını
zorla yedirme bana..
Yollayalım zavallı,
açlıktan ölen çocuklara…
Babama yalvaracağım
ve ona diyeceğim ki!..
Tüm iplerini keselim uçurtmaların.
Mavi göğe salalım balonlar.
Gökyüzü renklerle dolsun,
yoksul ülkelerin çocukları mutlu olsun.
Dostluk barış gelsin dünyaya.
Dikenli telleri zincirleri,
özgürlüğü yok eden tüm engelleri.
eritip kocaman kazanlarda.
Bir baştan bir başa,
sınırlara kaydırak yapsınlar.
Çevresini çocuk parklarıyla donatsınlar.
Dünya çocukları ve ben
o zaman ne mutlu olurduk
anneciğim bir bilsen.
Erol Yıldırım
1979 Çocuk Yılına
Erol Yıldırım